Bulaşıcı Finansal Hastalıklara Karşı Korunun

finansal-hastalik

BCH “bulaşıcı cinsel hastalık” demektir. BFH ise “bulaşıcı finansal hastalık”. Her ikisinin de tedaviler ya çok zordur, ya tedavileri imkansızdır ya da her ikisi de ölümcül olabilir. BFH yalnızca çalışanlara bulaşır.

Semptomları: bir çalışanın, diğer çalışanın aldığı ücreti kıskanması; aldığı terfiyi kıskanması; işletme sahibinin sözüm ona ne kadar büyük paralar kazandığını kıskanması ve diğerlerine, işletme sahibinin kendilerini sömürdüğünü söylemeye başlaması; şekillerinde görülür. BFH bir çalışanın gizli kalması gereken mali konulara bilerek ya da tesadür eseri olarak ulaşması sonucunda ortaya çıkabilir. BFH, işletmenin finansal bilgilerine pozisyonu gereği ulaşma imkanı olan kıdemli bir çalışanın, kendisine bu konuda duyulan güvene ihanet ederek, bu bilgilerin düşüncelerini ce sadakatini etkilenmesi sonucunda da ortaya çıkabilir.

Çalışanlara bulaşmış olan BFH çok nadiren tedavi edilebilir. Aldıkları ücreti arttırmak doğru bir tedavi yöntemi değildir; çünkü daha çok para ödemek, çalışana bu fikirlerinde haklı olduğunu kanıtlamak, pastadan daha büyük bir pay almayı hak ettiğini düşündürmek demektir. BFH’li bir çalışan, diğer çalışanların karın ağrısı çekmelerine neden olur. Onlar da eve gittiklerinde sızlanıp şikayet etmeye başlarlar. İşletmeyi, işletmenin hali hazırdaki müşterisi ya da potansiyel müşterisi olan dostlarına kötülemeye başlarlar. BFH’nin diğer çalışanlara bulaşmasına ne izin verebilirsiniz, ne de böyle bir durumu zarar görmeden atlatabilirsiniz. İşletmenizde tifolu bir Marry’ye ya da herpesli bir Harry’ye yer veremezsiniz. Çalışanlarınızdan bir tanesinin, bir salgın başlatmasına izin vermemelisiniz.

Adamın adı Ahmet’ti. Güvenilir bir elemandı. Güvenilir olmalıydı; çünkü, kırkyedi çalışanı olan bir üretici firmanın finansman müdürüydü. Personelin ücretleri, yan gelirleri, ikramiyeleri ile ilgili her konuda son derece ketumlu ve bunları sır gibi saklardı. Herkesin ne kadar para kazandığını ayrı ayrı bilirdi. Ahmet bir kaç yıl boyunca, yalnızca adil olmakla kalmayıp, aynı zamanda yaptığı işe ve backgroundu dikkate alındığında, piyasada benzerinin bulunması çok zor olan, son derece, son derece cömert rakamdaki maaşından memnun görünüyordu. Son zamanlarda ise patronuna, üretici firmanın sahibine, hak ettiği ücreti almadığının, değerinin yeterince bilinmediğinin ve terfiyi hak ettiğinin sinyallerini göndermeye başlamıştı. Her ne kadar kaygılarını iş yerinde yalnızca patronuna ifade ediyorduysa da iş yeri dışında öfkeli ve endişeliydi.

Arkadaşlarına ve karısına acı acı yakınıp duruyordu. Ahmet’i en çok sinirlendiren ise, işletme sahibinin işletmeden çektiği para miktarı idi. Ahmet karısına, patronun daha az çalışıp daha yüksek para aldığını, şirketin faaliyet gösterdiği bina için (ki bina patrona aitti) aşırı bir kira talep ettiğini ve kendisine inanılmaz güzellikte bir yazlık yaptırdığını anlatmıştı. Ahmet’in karısı da yangına körükle gidiyordu.

Karısı ona durmadan, “Sem,h o işi sen olmadan asla yürütemez. Hayatının en güzel yıllarını onun için harcadın. Bu yüzden sana daha çok maaş vermesi lazım. Ona bir ültimatom çek ve ‘maaşımı arttırmazsan ben artık yokum’ de. “Ya sana daha çok para bayılır ya da işten ayrılırsın. Ve Semih’e senden daha çok para alan o gerizekalı satış müdürünü de işten atmasını söyle” diyordu. Her akşam bu şekilde söylenip, sızlanarak Ahmet’i kışkırtıyordu.

Hem Ahmet hem de karısı, maaş çeklerinin hiçbir zaman aksamadığını unutmuşlardır. Semih’in beş parası yokken maaş artışları yaptığını, kişisel olarak girdiği borç yükümlülüklerini hiç hesaba katmıyorlardı. Ahmet ve karısı BFH’nin en ileri derecede olanına yakalanmışlardı.

Hiç kaçınılmaz olan sonunda gerçekleşti. Ahmet patronuyla görüşüp maaşını iki katına çıkarmasını istedi. Patronuna kendi maaşını piyasada ödenen maaşlarla karşılaştırdığını; bu konu hakkında bir başka firmayla görüştüünü ve kendisinin kırk yedi kişilik personel içinde en önemli çalışan olduğunu söyledi. Semih duydukları karşısında yıldırım çarpmışa dönmüştü; fakat, hiç telaşlanmadı, duygularını hiç açığa vurmadı. Ahmet’e maaşının iki katına çıkarmasının mümkün olmadığını söyledi. Ahmet Semih’e ısrarla bunu hak ettiğini söylüyordu. En sonunda da “Kabul et Semih!” dedi. “Bunu yapacak paran var. Cebe attığın o kadar parayı düşün.”

İki gün sonra, avukatı ve danışmanlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra, Semih artık kırk altı çalışanlı bir işletmenin sahibiydi. BFH yok edilmişti.

BFH’nin yayılmasını engellemek için, virüsü taşıyan personelin işini bitireceksin. Taşıyıcıyı yok edeceksin. Hastalığı kökünden kazımak, küçük işletmenizi sağlıklı bir şekilde yürütmek için uygulanacak tek yöntemdir.

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir