İstanbul Aşkı

İstanbul Aşkı Makale
İstanbul Aşkı

Sıradan bir aşk değil ki. Bambaşka bir şey olmalı. Hayır, mevsimlerin değismesiyle anlatılacak bir güzellik ya da coğrafya aşkı da değil. Bu aşkın gizemini, “Mutlaka fethedilecektir..” müjdesinden aldığını hissetmek zor değil. Burada, İstanbul’da bir sır perdesi olmalı ve aralamalı onu. Bu şehre ruhunu üfleyen manevi meltem rüzgarı gibi tanımlaması güç bir şeyler var, ama işte dile düşmüyor ve kalem yazmakta zorlanıyor.

Efendimizin dilinden ismi telaffuz edileli beri bu şehir başka bir şehir olmuş sanki. Şaire” Bir sengine yekpare acem mulki fedadır”dedirten, gizemli, bulutların yüce ve bir o kadar da mütevazi olan İstanbul. Kalabalıkların içinde kaybolmuş gibisinizdir ama hafifçe basınızı kaldırdığınızda parıldayan cevherlerin, duaya götüren türbelerin, çil çil kubbelerin ve arnavut kaldırımlı daracık ama selamete ileten sokakların sizleri kendi tarihlerine davet ettiğini fark edersiniz.

İstanbul’da yaşayan biri için başka bir şehri hayal etmek imkansızdır. Daha modern diyebileceğimiz şehirler elbette ki vardır. Ama temaşa edeni kendisiyle tarihe yolculuk ettiren ve asıl anlamını da tarihte bulan bir başka şehir yoktur sanırım.

Suriçi, Bilad-i Selase’si ve Boğaz’ı çevreleyen onlarca tepesi, tarihi, tabiatı ve manevi iklimiyle bu şehir, bakışların kendisinde fani olduğu esrarlı bir coğrafyadır.

Hüdayi Yolu

Üsküdar’dan Sarayburnu’na sanki Hüdayi Yolu’ndan gider gibidir vapurlar. Hemen sahilin kıyısına bir maket gibi inşa edilmiş Şemsipaşa, biraz ötede Rumi Mehmet Paşa ve tepede Ayazma camilerini seyrederek başlarsınız Boğaz yolculuğuna. Sarayburnu’na yaklaşmaya başlamışsanız, Adalet Kulesi ile mütevazi bir o kadarda vakarlı Topkapı Sarayı’nı, Fetih hatırası Ayasofya’yı minareleriyle semayı süsleyen Sultanahmet ve Süleymaniye’yi seyretmenin artık keyfine doyum olmaz. İçinizden, “Ah keşke vapur şuracıkta biraz beklese” diye geçirirsiniz ama yolcu yolunda gerekir efendim. Vapura iskele verilirken Yeni Cami, sanki “Hoşgeldiniz!” der gibi olanca heybetiyle karşınızdadır. Bu kadar gelmişken hoş kokulu Kapalı Çarşı’sıyla Fatih Sultan’ın pazarından eli boş dönmek olmazki…

İstanbul’un Medine iklimini en çok hissettiğim yeri şüphesiz Eyüp Sultan civarıdır. Zira efendimizin mihmandarının, doksanlı yaşlarında İstanbul surlarını bu kadar yakın bir yerde sırf O’nun müjdesine nail olmak için gösterdiği cehd ü gayreti düşünmek beni hayrete sevk ediyor. Gerçekten bu mıntıka İstanbul’un manevi merkezidir. Nitekim ilk defa İstanbul’a gelenlerin, ziyaretlerine Eyüp Sultan’dan başlamalarının ziyaret adabından olduğunu öğrenmiştim de şaşırmamıştım.

İstanbul’da kalabalıklardan sıyrılıp da bir nefeslik temaşa zevkini tadayım dediğimde kendimi hep Büyük Çamlıca Tepesi’nde bulurum. Özellikle gün batımlarında, hele de ince belli bardaktan çayımı yudumlarken seyrine doyum olmuyor güzel İstanbul’un. Bulutlarla arkadaşlık ederken gözüm dalıp gider ufuklara. Bulut rahmet taşıyor ya; siz de rahmete dalıp gidersiniz… Öyledir, yazı kışı, fark etmez Çamlıca’nın. Her mevsimi ayrı bir güzelliktir.

Kimi zaman su sebillerini, şadırvanları ve bunların kitabelerine terkedilmiş olarak görüyorum. Onlar bence için için ağlıyor ama suları akmadığı için gözyaşları yüreğimize iniyor. Bu değerli kültür varlıklarını korumak için insanların daha bilinçli olmaları gerekiyor. Bu zenginliklerin hiçbiri, insan unsurunu ihmal ettiğinizde, gerçek kıymetinde korunamaz.

Bu satırları İstanbul’a eğitim için gelmiş şimdi de muhabirlik yapan yabancı gazetecinin kaleminden okuyorsunuz. Sizleri İstanbul’un hak ettiği kıymeti daha iyi bilmeye davet ediyorum. Zira İstanbul’da oturmak ve yaşamak için şehrin değerleriyle hemhal olmayı zorunlu kılar. İnsan bu şehirde attığı her adımda tarihi, manevi ve kültürel birikimi hissetmelidir. İstanbulş’a saygı ile yaklaşmalı, onu örselememeli ve incitmemeliyiz. İstanbullu olmak bunu gerektirir.

Son söz: İstanbul bir rüya şehirdir. Doğuyu ve batıyı bünyesinde meczeden dünyanın cazive merkezidir.

Fekri Shaban Al Jazeera Istanbul Muhabiri/Filistin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir