Büyük Para

Büyük Para

Temel olarak iki tip küçük işletme vardır:

  1. Öncelikle sahibinin belirli bir yaşam seviyesini sürdürebilmesine olanak verecek kazancı sağlayabileceği şekilde yönetilen şirketler,
  2. Öncelikli amacı satış olan şirketler. Yaşam seviyesine yönelik şirket, bir takım satış değerlerine sahip olduğu ve satış amaçlı şirket de belirli bir yaşam seviyesini sağlayabilecek kazancı elde ettiği için, bu iki model genellikle birbirine karışır.

Yaşam seviyesine yönelik çalışan şirketler, genellikle oldukça küçüktür. (1-10 kişi arasında çalışanı vardır); ya da mal değil hizmet satarlar; ya da üretim yapmazlar; ya da bunlardan herhangi birkaçının kombinasyonudur. Bu şirketler satılabilecek varlıklar ile eşit derecede değer yaratmazlar. Bu şirketler sahiplerini yaşam standartlarını sürdürsünler diye, onlara gelir sağlarlar. Örneğin; Park Avenue’de muayene-hanesi olan bir psikiyatrisin tıbbi uygulamalarıi ona önemli derecede bir gelir sağlar; fakat, satılabilir bir değer yaratmaktan yoksundur ya da diğerlerine nazaran çok düşük bir değer yaratır (emekli olduktan sonra hasta koltuğunu ve tıp kitaplarını satmak gibi mi?).

Satışa yönelik şirketlerde genellikle elli ya da daha fazla kişi çalışır; ya da bu şirketle hizmet değil ürün satarlar; ya da az da olsa değerini koruyan ve satılabilen varlıklar yaratırlar. Örneğin; değerini koruyan bu varlıklar somut şeyler olabilir ya da pazar payı yüksek, marka değeri olan, iyi konumlandırılmış, sürekli gelir sağlayan ürün patentleri olabilir. Bu değerli varlıklar işletme sahibi onları sattıktan sonra bile varlıklarını sürdürürler.

Birleşik Devletler’deki yirmi beş milyona ya da daha fazla sayıdaki küçük işletmenin, yirmi milyona yakın bir kısmı, temel amaç olarak yaşam standartlarını korumaya yönelik yönetilen işletmelerdir. Bunlardan bir milyondan fazlası, işletme sahibine yıllık olarak 500.000 dolar ve daha üzeri gelir getirir. Bu büyük paradır.

Geriye kalan beş milyon küçük işletme ise,bir gün satılmak üzere, satış amacına yönelik idare edilirler. Yaşam standartlarına yönelik şirketleri elde tutmak, şahsen sahibi olmak ya da ailenin elinden çıkmamasını sağlamak gibi amaçlar son derece mantıklıdır. Bununla birlikte, yaşam standartlarına yönelik olmayan şirketler eninde sonunda satılırlar. Bunları diğer şirketler satın alır, halka açılırlar, ya da çalışanlara satılırlar. Bunlardan yalnızca küçük bir kısmı, daha sonra grubun amaçlarına uygun olarak sermayeye katkıda bulunacak gelirler elde etmek amacıyla yönetilecekleri, büyük gruplara katılırlar. Bu tür irketler sonuna dek ailenin malı olarak kalmaz, eninde sonunda büyük tröstlere satılırlar.

Alıcı ya da satıcıların küçük bir işletmeye fiyat yada değer biçmek için kullandıkları çok çeşitli yöntemler vardır. İşletme satıcısı satış fiyatını, şirketin elde ettiği gelirin katları olarak (her bir dolarlık satışa, bir dolar fiyat koymak gibi); ya da bir markanın manevi değeri olarak; ya da müşteri portföyünün değeri olarak; satışları ve karı artıracak henüz kullanılmamış olan imkanların bedeli ile; ya da net karın katları olarak (net karın beş katı olacak gibi) belirleyebilir.

Örneğin; eğer bir metal parça üreten firma 7.000.000 liralık satış yapıyor ve 400.000 lira kar elde ediyorsa, satış fiyatı bu değerleme yöntemlerinin her türlü kombinasyonuyla belirlenebilir. Alıcıların göz önünealacağı çok sayıda faktör olduğu muhakkaktır; fakat, bu örneği basitleştirmek adına, diyelim ki alıcılar 7.000.000 liralık satış rakamının bir yıl içinde % 3 artacağına ve tamamen yeni bir pazara girerek 5.000.000 liralık ilave satış yapma olanağı olduğuna inanıyorlar. Alıcılar, işletmenizin üç yıl içinde 11.000.000 lira satış rakamına ulaşacağını ve 600.000 lira kar yapacağını hesaplıyorlar. Ürünlerinizi, pazarınızı, geleceğinizi inceliyorlar ve işletmenizi satın almak için 6.000.000 lira nakit ve borçlarınızı üstlenmeyi öneriyorlar.

Bu teklifin üstüne atlayın. Bu çok büyük bir paradır!

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir