Başa Baş Noktalarınızı Bilmelisiniz

Yorgan Satışı pazarlaması

Yorgan Satışı pazarlaması

Bir yılda, bir ayda ya da herhangi bir zaman dilimi içindeki tüm giderlerinizi karşılayabilmek için ne kar ne de zarar etmek için ne kadar hasılat yapmanız gerektiğini bilmelisiniz. Başa baş durumda olmak için bir yılda, bir ayda ya da herhangi bir zaman dilimi içinde kaç parça malı hangi fiyattan satmanız gerektiğini bilmelisiniz. Bu başa baş noktalarını, küçük işletmenizi kurmadan önce belirlemiş olmanız gerekir. Eğer başa baş noktalarınızı biliyorsanız, size faturalarınızı ödeyebileceğiniz kadar ödeme yapacak sayıda müşteriyi bulup bulamayacağınızı tahmin edebilirsiniz.

“Başa Baş Noktalarınızı Bilmelisiniz” yazısını okumaya devam et

Yeni Bir İş Tanımı

1945-1960yılları arasında doğanlara yönelik bir fitnes salonu açmak, yeni bir iş fikridir. Bu salonun adı Bods for Boomers olacaktır. A.B.D’de altmış milyon ya da daha fazla “baby boomers” (İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1945-1965 yılları arasında yaşanan nüfus patlaması döneminde doğanlara verilen ad.) vardır. Bods for Boomers, hali hazırdaki fitnes merkezlerinin verdiği hizmetten daha farklı ihtiyaçlara cevap verecektir.

Bods for Boomers, mükemmel bir vücuda sahip olmak gibi bir düşüncesi olmayanların devam edeceği bir salon olacaktır. Müşteriler burada istedikleri her türlü yiyeceği içeceği bulabilecek, istediği ürünü satın alabilecek, kadınların ve erkeklerin egzersiz alanları ayrı ayrı olacaktır. Böylece, müşterilerin karşı cinse nasıl göründüklerini kafalarına takmalarına gerek kalmayacaktır. Müşteriler geniş bir çalışma programı yelpazesinden, bu çalışmanın sonuçlarını da görebilecekleri materyaller sayesinde, uygun çalışma programları seçebileceklerdir.

“Yeni Bir İş Tanımı” yazısını okumaya devam et

Küçük İşletmelerin Günlük İşleri

  • Tatbik etmek
  • Yeni müşterilere ulaşmak
  • Mevcut müşterilerle iletişim kurmak
  • Mevcut müşterilere satış yapmak
  • Önemli bir amacını gerçekleştirmek,Bir pazarlama işini idare etmek
  • Önemli bir iş başarmak
  • Bir personele eğitim vermek
  • Tüm çalışanlarla konuşmak. Onları dinlemek
  • Üretim kalitesini kontrol etmek
  • Yetki devri yaptığın kişileri denetlemek
  • Hedefe giden süreçte tekrar gözden eçirmek
  • Tüm telefonları cevaplamak

Müşterilerinize Bayramlarda Kart Gönderin

Bayramlar müşterilerinize ve potansiyel müşterilerinize ulaşabilmenizi sağlayan fırsatlardır. Bu fırsatı değerlendirin. Yılbaşı’nda beş yüz tane tebrik kartı imzalayıp gönderin. Kart gönderdiğiniz kişileri incitmemek için, dini inançlarına duyarlı olun. Ya da dini bayramlarda dört yüz tane kart gönderin. Veya başka bir bayram gününde tebrik kartları gönderin, gerekiyorsa işletmeniz veya kendinizle ilgili fotoğrafta ekleyin.

Sıra dışı, hatırlanacak, zarif kartlar gönderin. İşletmenizin logosunu ya da adınızın basılı olduğu kartları imzasız göndermeyin. Tebrik kartlarını bir pazarlama aracı olarak kullanın. Her kartta kişisel bir not ekleyin. Gönderdiğiniz kartla birlikte bir öğle yemeği yemeyi teklif edin. Telefon numaranızı el yazınızla yazın. Müşterilerinize, gelecek yılki bütçesinde şirketiniz için de bir miktar fon ayırmasını zarif, kibar, nazik; fakat, vurgulayıcı bir şekilde hatırlatın.

Bayramlar, müşterilerinizle iletişim kurabileceğiniz uygun dönemlerdir. Bir küçük işletme sahibi bayramı satıştan asla ayrı düşünmez.

 

İşletme Sahiplerinin Aklında Bulunsun

Bir işletme sahibiyseniz, düşünmeniz gereken milyonlarca şey var demektir; fakat, bunlardan bazıları hepsinden önemlidir:

  • Müşterilerinize yatırım yapın. Aksi taktirde başarısız olursunuz.
  • Asla nakitsiz kalmayın.
  • Para biriktirin.
  • Parayı çarçur etmeyin. Masraflarınızı en düşük seviyelerde tutun. Çok gerekli olmayan masrafları kısın.
  • Aldığınız siparişleri zamanında teslim edin.
  • Güvenilir biri olun. Kazananları herkes sever.
  • Herşey ne kadar kötü giderse gitsin, ne kadar travmatik olursa olsun, dert etmeyin. Kendi kendinize, “sakin ol” deyin. Sakinleştiğinizi göreceksiniz.
  • Kendinizi adayın. Başladığınız işi asla bırakmayın!

Yönetim Kurulu ve Komitelerden Uzak Durun

Bir küçük işletme sahibi olduğunuz için, dahil olduğunuz toplumda, mali bakımdan güçlü ve belki de gösterişli biri olduğunuz düşünülür. Muhtemelen kar amacı gütmeyen bir takım kuruşuşların yönetim kurullarına da aday olarak düşünülürsünüz. Bu tür organizasyonlar tiyatrolar, eğitim ve sağlık kurumları, opera, müzeler ve yardım kurumları için gereklidir. Bu organizasyonları yönetenlerin sizden tek bir isteği olacaktır: Paranız. İş hayatınızdaki yeteneğinizi takdir ediyor olabilirler; fakat, öncelikle paranızın peşindedirler. Bazıları gerçekten de sizin üst düzey iş tecrübenizden, yararlı öğütlerinizden faydalanmak istiyor olabilirler; fakat ilgilendikleri ilk şey, yapacağınız bağışlardır.

“Yönetim Kurulu ve Komitelerden Uzak Durun” yazısını okumaya devam et

Herkesden Daha Fazla Çalışın

Çok Çalışmak

Çok Çalışmak

Çok akıllı olmayabilirsiniz. Tanrı vergisi yetenekleriniz de çok fazla olmayabilir. Düzensiz biri olabilirsiniz. Zor öğrenen ya da tekdüze bir insan daolabilirsiniz. Rekabetin gerektirdiği özelliklerin çoğuna da sahip olamayabilirsiniz. Artı, şartlar üzerinde çok az söz sahibi ya da hiç söz sahibi olamayabilirsiniz. Eğer bir plajda bir sandviç büfesi işletiyorsanız, yağmur yağdığında yağmuru durduramazsınız. Eğer bir kayak merkeziniz varsa, kar yağdıramazsınız. Eğer bir ihracat-ithalat şirketiniz varsa, kur dalgalanmalarına engel olamazsınız.

“Herkesden Daha Fazla Çalışın” yazısını okumaya devam et

Çalışmadığınız Zaman da Çalışırsınız

is-gorusmesi

is-gorusmesi

Bir küçük işletme sahibi olarak siz, işletmenizin somut halisiniz. İşletmenizin pazardaki imajından ve adından siz sorumlusunuz ve pazar denilen yer her yerdedir! Herkes, tanıştığınız herhangi biri ya da sizi dikkatle izleyen birisi potansiyel müşteriniz ya da potansiyel müşterinizi etkileyecek birisi olabilir.

İşletmenizi her yerde, her zaman, sürekli olarak pazarlamaya önem verin. Daima göz önünde olduğunuzu unutmayın. Bu nedenle attığınız her adımda, yaptığınız her işe dikkat etmeniz gerekir.

“Çalışmadığınız Zaman da Çalışırsınız” yazısını okumaya devam et

Anında Not Alın

Not Almak

Not Almak

Bir telefon konuşması, bir müşterinizle, bir tedarikçinizle, sorun çıkaran bir çalışanınızla ya da önemli bir konu içinde yer alan herhangi biriyle yaptığınız bir görüşme esnasında ya da hemen ardından notlar alın. Bu notlar sizin kağıttan izlerinizdir. Bu notlar yapacağınız tartışmalarda, pazarlıklarda, fatura kayıtlarınızı yeniden düzenlerken, tekliflerinizi hazırlamada başvuru kaynağınız olacaktır. Bunlar geçmişte olan bir olayı, özellikle de olayın taraf ya da tarafları artık çevrenizde değilse, yeniden canlandırmak için paha biçilmez fereranslarınız olacaktır.

“Anında Not Alın” yazısını okumaya devam et

İşletme Sahibi Patron Değildir

İşletmenin sahibi olabilirsiniz; fakat, patronu değilsiniz. İşletmedeki tek çalışan olabilirsiniz; fakat, patron değilsiniz; çünkü, hizmetinde çalıştığınız bir sürü patronunuz var.

İlk patronunuz müşterinizdir. Müşteri için çalışın. İyi müşteri size ne istediğini söyler, siz de onun istediğini yaparsınız. Eğer müşteri cilalanmış elmalar istiyorsa, elmaları cilalayın. Eğer müşteri kredi kartı ile ödeme yapmak isterse, kredi kartı kabul edin. Sizin için bir kazanç söz konusuysa, iyi müşteri ne istiyorsa yapın.

“İşletme Sahibi Patron Değildir” yazısını okumaya devam et

Üretim ve Pazarlama İletişimi

pazarlama

pazarlama

Pazarlama, ürün ya da hizmetlerin satışından sorumludur. “Üretim” ise mal ya da hizmetlerin imalatı, tedariki ve teslimatından sorumludur. İmalat fonksiyonu üretim, çalışanlar, kadrolar, iş, personel, ekipman, üretim binası olarak da adlandırılabilir, ya da herhangi bir adı olmasa da imalat, işletmenin, müşterilerin satın aldıkları ya da sipariş ettikleri ürün ya da hizmetleri üreten bölümdür. Küçük işletmelerde çalışanlarınhem pazarlama hem de üretim yapmaları çok sık rastlanan bir durumdur. Örneğin, üç kişinin çalıştığı bir mühendislik firmasında her çalışan, hem verilen hizmeti pazarlar hem de projelendirme çalışması yaparak üretim yapar.

İşletmenin yapısı ne olursa olsun, pazarlama ve üretim daima iletişim halinde olmalıdır. Pazarlama bölümünün aklında daima tek bir soru vardır. “Nasıl daha çok satış yapabiliriz?” Üretim bölümünün sorusu da “Pazarlamanın sattıklarını nasıl üretiriz?”. Pazarlama, satış planları, bekleyen siparişler, yeni ürünler, yeni ambalaj şekillleri gibi bilgileri üretime raporlamalıdır. Üretim, talepleri karşılayabilmek için bu bilgilerin tümüne ihtiyaç duyar. Üretim, iş gücü, kapasite, hammadde, envanter, yedek parça gibi, mal ve hizmetlerin üretilmesi ve müşteriye ulaştırılması için gereken her şeyi planlamak zorundadır.

Hem pazarlama hem de üretim birbirlerinin gereksinimlerini, limitlerini ve sorunlarını bilmelidir. Üretim maliyetleri, fiyatlama, teslimat tarihleri, ürün kalite kriterleri, ürün iadeleri, üretim olanakları ve olanaksızlıkları gibi konularda sağlıklı tahminler yapılabilmesi için, her iki bölüm de birbirleriyle sıkı bir bağ içinde çalışmalıdır. Belirli sınırlar içinde hizmet vermeye odaklanmış; müşterinin ihtiyaçlarını kesin olarak belirlemiş ve yaygın işletmelerde, üretim olanaksızlığı diye bir şeyeçok sık rastlanmaz. Eğer işletmeniz konut boyama işi yapmak üzere organize olmuşsa, muhtemelen, büyük bir alış veriş merkezinin park yeri çizgileri ile kaldırım taşlarını boyamazsınız demektir.

Satanlarda üretenler de aynı patron için çalışırlar, müşteri için. Her ikisinin de en azından bir tane ortak amacı vardır: müşteriyle istediği vermek ve onun istediği zaman vermek. Eğer satış ve pazarlama çalışanları üretimle ilgili bir takım sorunlar dile getiriyorlarsa, sorun pazarlamadadır. Eğer üretim satışla ilgili bir takım sorunlar dile getiriyorsa, sorun üretimdedir. Sorunların çözülebilmesi için, her iki birimin birbirleriyle sürekli iletişim halinde olmalarını sağlayın.

Şarap piyasasının iki dev ismi, Ernest ve Julio Gallo’nun yaptıkları anlaşmaya dikkat edin. İkili, bu anlaşmayı, pazarlama dehası Ernest, satıştan sorumluydu; E&J Gallo Şarap İmalathanesi yalnızca iki elemanla çalıştığı günlerde yapmıştı. Julio ise şarabın üretilmesinden sorumluydu. Anlaşmaları şöyleydi: Ernest Gallo, Julio ise Ernest’in satabildiği kadar şarap üretecek.

Pazarlayın. Üretin. Teslim edin. Faturanızı kesin. Paranızı alın.

Sürekli Olarak Fiyat ve Faturalandırma Toplantısı Yapın

fiyatlandırma

fiyatlandırma

Sık sık faturalandırma ve fiyatlandırma toplantıları yapın. F ve F toplantılarının amaçlarından bir tanesi; satışlarınızı gereği gibi faturalandırdığınızdan emin olmaktadır. Gereği gibi faturalandırmak demek, hızlı faturalandırmak; müşterinin satın aldığı her malı ve almayı kabul ettiği her hizmeti faturalandırmak; en küçük ve en önemsiz gibi görünen kalemleri dahi faturalandırmak demektir. Yasalarla şart konulmuş bir vergiyi faturaya yazmayı atlamak hiç de zor değildir. Yanlış fatura kesmek ya da faturayı geç kesmek de çok kolaydır. Faturalama son derece kritik bir idari işlevdir ve bir yönetim görevi olduğu için de rahatlıkla işletmenin diğer acil işlerinin hemen ardından gelebilir. Faturalamanın ne derece önemli olduğunu asla unutmayın. F ve F toplantıları, faturaların biriktirilip “ayda bir” kesilmesini önler. Eğer gerekiyorsa faturaları günlük kesin Hızlı faturalama hızlı tahsilat ve hızlı nakit akışı demektir.

F ve F’nin bir diğer amacı da en uygun fiyatlandırmayı yaptığınızdan emin olmaktır. Bir F ve F toplantısında, fiyatlandırma stratejinizi çok net bir şekilde görebilirsiniz. Fİyatlarınızın para cinsinden değeri üzerinde tartışın ve değere göre fiyatlandırdığınızdan emin olun. Piyasadki her türlü değişikliğin bir yansıması olarak, fiyatlarınızı güncelleştirin. Tekliflerinizi yeniden gözden geçirin. Yeni ürünler, yeni projeler için yeni fiyatlar saptayın. Fİyatlarınızın müşterilerin kafasınıkarıştırmaması ve açık seçik anlaşılır olmasını sağlamak için fiyat listelerinizi revize edin. Fiyat artışını müşterilere nasıl açıklayabileceğinizi tartışın. Hangi malların indirime gireceğini ve bunların fiyatlarının uygun olup olmadığını kontrol edin. Faturalandırma dönemlerinizi yeniden gözden geçirin.

Fiyatlandırma, karın en can alıcı öğesidir. Faturalandırma da karın tahsil edilmesindeki en önemli öğedir.

Doğru fiyatlandır. Bu akşam faturalandır. Başarını taçlandır.

Elemanlarınızın Geleceğini Düşünün

Çalışan elemanların yerine

Çalışan elemanların yerine

Küçük işletmelerde gereğinden fazla eleman yoktur. Çalışmak için, yedek kulübesinden oyuna girmeyi bekleyen yedek oyuncular gibi bekleyenler yoktur. Yedek bir takım yoktur. Küçük işletmelerde yapılması gereken işleri ve görevleri yerine getirmek için herkes çalışır. Herkes çalışır, hem de çok çalışır. Küçük bir işletmenin tüm çalışanları, şirketin başarısı için görev yapan bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır.

Küçük işletmenin her çalışanı, tıpkı bir arabanın parçaları gibidir: Bir arabanın çalışmasını sağlayan en önemli parçası gibidir; bujileri mi, direksiyonu mu yoksa motoru mu? Bu parçaların herhangi birisinin eksik olması durumunda, arabanızı yerinden bile kaldıramazsınız. Buna benzer olarak, tüm parçaları yerli yerinde olmayan bir küçük işletme, tıpkı bujileri sökülmüş bir araba gibi, düzenli olarak çalışmaz. Stop eder, yoldan çıkar, vitese geçmez. Bu acı veren araba örneklemesini genişletirsek: bir arabanın ve bir işletmenin, bazı parçalarının değiştirilmesi zor ya da kolay olabilir, parçalar pahalı ya da ucuz olabilir, çok kolay ya da zorlukla bulunuyor olabilir. Değiştirilmesi çok zor olabilir, uzun zaman alabilir.

Karlı çalışan küçük işletmelerin kadroları son derece kısıtlı olduğu için, çalışanlardan bir tanesinin dahi kaybı genellikle sıkıntı yaratır (Bir çalışanın zamanı geldiğinde emekli olacağının bilinmesi gibi durumlar hariç.) Bilhassa, bu kayıp aniden, hiç beklenmedik bir anda olursa çok daha büyük bir sarsıntı yaratır. Bu ani kayıplar çalışanın derhal işten çıkarılmasını gerektiren (diyelimki hırsızlık yaptığı tespit edilmiş) ya da çalışanın aniden işi bırakması gibi durumlarda cereyan edebilir.

“Ya ölürse?” varsayımsal bir sorudur. Yarın bir gün işletmenizdeki kilit elemanlarınızdan birisini kaybetmeniz olasılığı, kendi kendinize sorduğunuz bir sorudur. Kendinize, herhangi bir zamanda, herhangi bir nedenle bir elemanınızı yitirdiğiniz zaman sorduğunuz bir sorudur. Ya da, bir çalışanınız işi bırakıp gittiğinde sorduğunuz bir sorudur.

Bir çalışanın işten ayrılması, her zaman beklenen bir olay değildir. Bu nedenle, bu gibi bir duruma karşı çok az işletmenin beklenmedik durum planı vardır. Beklenmedik sürpriz kayıplar, sancılı ve aşırı büyümüş işletmeleri yıpratır. Eğer istifa olayına biraz da kişisel anlaşmazlıklar katılırsa, ki bu çok sık görülür, duygular doğru düşünüp doğru karar verme yetisini etkileyebilir. Bu durumda küçük işletme sahibinin acilen yapması gereken şey, bu kaybı bir tarafa bırakıp derhal eyleme geçmektir. Durup düşünmeli, doğru bir şekilde düşünmeli ve soruna bir çözüm bulmalıdır.

“Ya ölürse?” sorusu, durumu kişileştirmekten uzaklaştırır. Bu soru duyguları işin içinden çıkarır ve işletme sahibininayaklarının yere basmasını sağlar. Bu soru yakın geçmişin kapılarını kapatır ve işletme sahibinin işini devam ettirebilmek için daha sağlıklı düşünebilmesini sağlar. Küçük işletme sahibinin işini sürdürmekten başka bir seçeneği yoktur. Bir çözüm daima vardır.

“Ya ölürse?” sorusu bir meydan okumadır. Bu, sıkıcı bir sorudur. Bu soruyu kendi kendinize sorduğunuzda, bu durum karşısında gösterilebilecek kabul edilebilir tepkinin üzülüp, kahrolmak olmadığını derhal anlarsınız. Bir şeyler yapmanız gerektiğini fark edersiniz. Belki geçici bir işçi alırsınız. Belki işi dışarıda fason yaptırırsınız. Belki de plajda tanıştığınız birisini onun yerine işe alırsınız. Ya da günde on sekiz saat çalıştığınız günlerinize geri dönersiniz, bir süre için. Nasıl olsa bunu daha önce yapmıştınız. Belki de her gece çalışmak zorunda kalırsınız. Hiç dert etmeyin! Siz kendi küçük işletmenizin sahibisiniz!

“Ya ölürse?” Bunu kendinize dert etme şansınız yoktur; çünkü sizden hizmet bekleyen, satış yapmanız gereken müşterileriniz var. Yürütmeniz gereken bir işiniz var. O işi yapmaya devam edin.

 

 

İş Hayatınızda Özel Şoförünüz Olsun

Özel Şöför

Özel Şöför

Zamanınızı müşteri edinmek ve bunları elde tutmak için harcamanız gerekir. Bu da müşterileri aramak, onlarla görüşmeler yapmak, onları ziyaret etmek, onlara iş teklifleri sunmak, müşterilere mektuplar ve e-mailler atmak, müşterileriniz hakkında bilgi sahibi olmak demektir. Müşterilerinize ayırmanız gereken zamandan çalan her türlü faaliyet- bu zamanı işletmenizden çalıyor demektir. Araba kullanmak tam anlamıyla bir zaman hırsızıdır. Eğer bir arabanın içinde sık sık uzun süreler  (her seyahatte iki ya da daha fazla saat) geçirmenizi gerektiren bir işiniz varsa, kendinize özel şoför(ler) tutun.

Bir şoförünüzün olması size, tedarikçilerinizle çalışanlarınızla ve müşterinizle konuşma, onlarla ilgili kayıtlar tutma imkanı verir. Bir şoförünüz olursa, telefonda daha güvenli (ve yasalara uygun) bir görüşme, tüm dikkatinizi müşterilerinize yöneltme ve notlar alma imkanınız olur. Bir şoförünüzün olması çalışma saatlerinizi akşamın karanlık saatlerine kadar uzatmanıza olanak tanır (bir araç çalışma masası edinin ve üzerine de bir çalışma lambası koyun.) Bir şoförünüzün olması daha sakin, daha az stresli ve çok daha üretken olmanızı sağlar. Bir şoförünüzün olması, son derece güvende olmanız demektir: şoför, zihnini aracı kullanmaktan başka bir şeyle meşgul etmeyeceği için yorulmaz. Bir şoförünüzün olması, araba kullanmak için harcayacağınız zamanın size kalmasını sağlar. Yolları bulmak, park yeri aramak zorunda kalmazsınız. Taksi beklemek gibi bir zorunluluğunuz olmaz. Hava alanına gittiğinizde park yerinden terminale kadar iki kilometrelik yolu valizlerinizi çekiştire çeliştire gitmek yerine, terminalin önünde inersiniz. Bir şoförünüzün olması harcamalarınızdanda tasarruf etmenizi sağlar. Bir şoför sizi park ücretlerinden, taksi masraflarından ve kiralık arabalara yapacağınız ödemelerden kurtarır. Şoföre ödeyeceğiniz bir saatlik ücret, o bir saat içinde yapacağınız masraflardan çok daha azdır (eğer başlangıçta değilse bile, eninde sonunda öyle olacaktır.) Eğer şoförünüzün saat ücret 20 lira ve sizin saatinizindeğeri 25’se saatte 5 lira kardasınız demektir. Bunun tam tersini düşünecek olursak; eğer arabayı kendiniz kullanırsanız, araba kullanarak geçirdiğiniz her saat 25 lira zarardasınız demektir.

Etrafınızda şoförlük yapmaya can atan bir sürü emekli vardır. Bunlar part-time çalışıp da şoförlük yapmak isteyen bir o kadar daha insan ilave edin. Bunlar ara sıra değişiklikler yapmaya ve ekstradan birkaç lira daha kazanmaya bayılırlar. Yerel gazetelerden birine vereceğiniz bir ilan, bir sürü uygun adayın kapınıza gelmesini sağlayacak ve bunların arasından terbiyeli, kültürlü, güvenilir, prezentabl ve güvenli şoförler bulmanıza yardımcı olacaktır. Her ihtiyacınız olduğunda ve kimi zamanlarda da uzun süreli yolculuklarınız için tamamen dinç olduğunu bildiğiniz bir tanesini bulabileceğinizden emin olmak için, bir şoför havuzunuz olsun.

Şoföre kendi aracınızı (bu şirketinize ait bir araç olmalıdır; çünkü, bu küçük işletmenin sahibisiniz) kullandırtmanız, şoföre çalıştığı kadar ödeme yapacağınız ve onun kıyafetine, ya da arabasına yapacağı herhangi bir masraf için ödeme yapmayacağınız için, masraflarını en aza inmesini sağlar. Sizin aracınızın masrafları-taksitleri, bakım ve tamir giderleri ile yakacağı benzin-aracınızı kim kullanırsa kullansın sabit kalacaktır. Aracınızın masafları işletmenin masraflarıdır ve vergiden düşülebilir. Bu yüzden aracınızı bir şoför kullansın.

Bazı işlerde müşterilere bir masraf faturası çıkarılır. Müşterinizin masraflarını en alt seviyelerde tutmak faydalı bir iştir; bu, müşterinizin bütçesinde daha fazla kaynak kalmasına ve müşterinizin, değişik hizmetleriniz için size daha fazla ödeme yapabilmesine olanak sağlayacaktır.

Bir özel şoförünün olması, bir küçük işletme sahibi için gereksiz bir lüks değildir. Bir özel şoförü olmak züppelik değildir. Bir özel şoförünüzün olması, size çalışmak ve müşteri edinerek bunları elinizde tutmak için daha fazla zaman ayırma fırsatı tanıyacaktır. Bu yüzden,sizi gideceğiniz yere şoförünüz götürüyorsa, siz de işletmenizi çok daha iyi yerlere götürüyorsunuz demektir.