Bir Satış İçin Nasıl Hazırlanılır?

Çok iyi bildiğim bir şey varsa o da organizasyonların genelde bir satış reklamını son güne bırakmalarıdır. Malın piyasaya çıkmasına çok az süre kalmışken patron sağa sola emirler yağdırarak yöntem araştırmalarının yapılmasını, raporların doldurulmasını, çarpıcı broşürlerin hazırlanmasını ve slayt gösterilerinin sunuya hazır olmasını isterler. İşte bu noktada yetkili beyinler panik halinde ortalıkta dolaşmaya, amaçsızca bir oraya bir buraya atılmaya başlar ve birbirlerinin görüşlerine dikkat etmezler. Tek umutları amaca uygun  bir fikrin ortaya çıkararak bu çılgın koşuşturma ve karmaşıklığın son bulmasıdır.

“Bir Satış İçin Nasıl Hazırlanılır?” yazısını okumaya devam et

Müşterilerin Reddedemeyeceği Teklif

Özellikle gençler için hiçbir karşılık beklemeksizin çalışmanın meslek edinmek için en mükemmel yol olduğunu onlara kabul ettirmekten gerekir. Eğer sunacakları bir şeyleri varsa, kısa bir süre sonra istedikleri ücreti alacaklardır.

Öncelikle birileri için faydalı bir şeyler yapabilmenin sizin için güven verici bir şey olduğunu kabullenin ve hizmet verdiğiniz serviste iyi bir yer yaptığınızı düşünün. Alıcı bir müşteriye şunları söylemeniz sizin için bir avantaj olabilir:”Bakın, bu malın size uygun olduğuna ve sonradn bir sorun çıkmayacağına eminim. Bu iş üzerinde tam altı ay çalışacağım ve sonra tüm gerçekler ortaya çıkınca eğer dilerseniz bana hiçbir ücret ödemeyebilirsiniz. Eğer bu maldan düşündüğünüz faydayı elde etmezseniz hiçbir şey için sizi zorlamayacağım.”

“Müşterilerin Reddedemeyeceği Teklif” yazısını okumaya devam et

Süper Satış Elemanı Ne Yapar?

super-satis-elemani

İyi bir satış elemanı olmak için hangi özelliklere ihtiyacınız vardır?

  1. Ürününüze güvenin
  2. Kendinize güvenin
  3. Zamanlamanız üzerine çalışın
  4. Olayları gülünç yönünden görme kabiliyetinizi geliştirin
  5. Müşterinizin size söylediği şeye gerçekten ihtiyacı olmadığını iyi bilin

“Süper Satış Elemanı Ne Yapar?” yazısını okumaya devam et

Satış Elemanı Ne Yapar?

Satış elemanı ne iş yapar

Şimdiye dek kendine özgü bir satış sloganı olmayan bir satış elemanına rastlamak zor.. Sıradan ve sıkıcı kimseler bölgesl özelliklerini göstermektedirler. Bu şahızların konuşmalarını dayanılabilir hale getirmek için 15 kelimelik satış kursu vermek, yollardan birisidir. Kaynağı ve ortaya atanı bilinmeyen bu kelimeler şunlardır:

  • Ürününüzü iyi tanıyın
  • Oldukça fazla sayıda insanla karşılaşın
  • Hepsine almalarını rica edin
  • Her zaman sağduyunuzu kullanın

Bu atadan kalma öğüt bilgece bir görünüme sahiptir. Bunun yanısıra benim inancıma göre günümüzün süratle değişen, global ekonomisi içinde bir takım güncelleştirmeye ihtiyaç göstermektedir.

1 – Ürününüzü iyi tanıyın

Daha da önemlisi, çalıştığınız iş kolunu iyi tanıyın. Sizin örnek olayınızda tüm maddeleri ezberlemenize imkan yoktur. Rekabet olayını da çok iyi özümsemek zorundasınız. Günümüzde müşteri ile ilgili bilgiler çok süratli bir şekilde üst üste binmekte ve günden güne artış, farklılık göstermektedir. Acaba müşteriler bir fotoğraf makinesi mi, bir otomobil mi veya bir merkezi bilgisayar mı satın alacaklar? Buna karar verirken dolaştıkları alış-verş merkezlerinde baskı altında tutulduklarını hissetmektedirler. Sizin bu aşamada yapmanız gereken böyle bir durumda rakip firmaların muhtemelen atağına karşı onlar harekete geçmeden saldırmak için iş kolunuzu çok iyi tanımanızdır. Sizler meşgul müşterileriniz için alış-veriş yaparken onların bu davranışlarınızdan ötürü size ne kadar güvendiklerini ve taktir ettiklerini görünce şaşkına uğrayacaksınız.

“Satış Elemanı Ne Yapar?” yazısını okumaya devam et

İstanbul Kadın Müzesi

kadin-muzesi

8 Mart 2011 tarihinde kurulmuş olan İstanbul Kadın Müzesi (İKM), kadın tarihini ve önemini belirtmek ve her zaman akıllarda kalması amacıyla kurulmuştur.

Çağdaş bir müze olma yolunda yapılan çalışmalar yurtiçi ve yurtdışında ortak projeler ile sosyal sorumluluk alanında çalışmalar yapmaktadır. Vakıf faaliyetleri olarak kurucu Saadet Gülümser YILDIRIM ile birlikte 11 kişilik bir mütevelli heyeti görev yapmaktadır.

“İstanbul Kadın Müzesi” yazısını okumaya devam et

Tekfen Tower’ın Tasarım Felsefesi

tekfen-mehmet-kosebay

Tekfen, bir inşaat şirketi olarak kurulmuş olmasına karşın Türkiye’de “Güneş Batar Tekfen Doğar” sloganı ile bir ampul firması olarak tanınmıştır. Tekfen’in ilk sanayi yatırımı olarak gerçekleşen İstanbul 4. Levent’teki ampul fabrikası, piyasada önemli bir pazar payına ulaşmış ve Tekfen amblemini 1998 yılına kadar buradaki binasında taşımıştır. Kurulduğu 1960’lı yıllarda şehir dışı sayılan Levent’in giderek konut ve özellikle iş merkezi haline dönüşmesi ile fabrika Gebze’ye taşınmış ve 10 dönümlük bu arsada bir iş merkezi yapılması planlanmıştır.

“Tekfen Tower’ın Tasarım Felsefesi” yazısını okumaya devam et

Tüy ve Kılıç

tuy-ve-kilic

8. İstanbul Bienali’nin adı “Şiirsel Adalet” olarak açıklandığında herkes biraz şaşırmıştır. Günümüz insanı için hemen kavranamayan hattâ tepkilere yol açan bir uyarı niteliğindeki “Şiirsel Adalet”i anlamak ve bu başlık altında sergilenen yapıtları görmek için Bienal mekânlarina kısa sürede sayısız izleyici akın etti. Bienal’in küratörü Dan Cameron İstanbul için bu projeyi yaşama geçirirken, çok yetenekli bir organizatör olarak, yeryüzünden silinmiş olan adaleti ve insanlarin kendi elleriyle yok ettikleri en önemli iç ve diş yaşamsal yasamızı sanat aracılığıyla insanlığın gündemine taşıyarak, içinde yaşadığımız kıyamet sürecinde insanlara sanat diliyle bir yol açma gösterme işaretleme gibi bir misyonu üstlenmişti. Dünyanın her yerinden Bienal’e katılacak olan sanatçıların bu konu doğrultusunda işler yapmaları ve sanat nesnesi üretmeleri küratörleri tarafından kendilerine verilmişti. Ancak buradaki amaç; konu verilen sanatçının temayı birebir işlemesi değil, bu kavramlar doğrultusunda yapıtını planlamasıydı. Sanatçı kendisine verilen konuyu istediği dozda yapıtına yerleştirir ya da yerleştirmezdi. Sanatsal imge, yeni çağın başlarında böyle bir sanat etkinliğinde misyonunu üstleniyordu: yüzyıllar boyunca dünyadan silinen adalet kavramını, sanat ve yaratıcılık aracılığıyla bir kez daha vurucu bir biçimde toplumun gündemine taşımak.

“Tüy ve Kılıç” yazısını okumaya devam et

Tekfen Tower

tekfen-tower

Tekfen Tower, İstanbul Büyükdere Caddesi üzerinde yer almaktadır. Levent bölgesinin merkezi konumu nedeniyle, iki köprünün karayolu bağlantılarına ve 4.Levent-Taksim metro hattına ulaşım kolaylığı bulunmaktadır.

Genel tasarım konsepti olarak, Büyükdere Caddesi’ne cepheli yüksek bir kule bloğu ve bu kele bloğuna bağlı, arkaya doğru uzanan podyum katlarından oluşmaktadır.

Tekfen Tower‘in yer aldığı parsel, aynı hattaki diğer parseller gibi Büyükdere Caddesi’ne dar cepheli uzun ince dikdörtgen bir formdadır. Parselin Büyükdere Caddesi’ne paralel arka cephesinde ise ana arterlere bağlantı sağlayacak bir yol bulunmaktadır. Ancak Belediye’nin bu bölgeye bağlantı sağlayacak bir yol projesini hayata geçirmeyi plalaması nedeniyle, Tekfen Tower bu doğrultuda projelendirilmiş ve binaya batı cephesinden de ulaşım sağlanacak şekilde güvenlikli girişler ile otopark giriş ve çıkışı sağlanmıştır.

“Tekfen Tower” yazısını okumaya devam et

Büyük Para

Büyük Para

Büyük Para

Temel olarak iki tip küçük işletme vardır:

  1. Öncelikle sahibinin belirli bir yaşam seviyesini sürdürebilmesine olanak verecek kazancı sağlayabileceği şekilde yönetilen şirketler,
  2. Öncelikli amacı satış olan şirketler. Yaşam seviyesine yönelik şirket, bir takım satış değerlerine sahip olduğu ve satış amaçlı şirket de belirli bir yaşam seviyesini sağlayabilecek kazancı elde ettiği için, bu iki model genellikle birbirine karışır.

Yaşam seviyesine yönelik çalışan şirketler, genellikle oldukça küçüktür. (1-10 kişi arasında çalışanı vardır); ya da mal değil hizmet satarlar; ya da üretim yapmazlar; ya da bunlardan herhangi birkaçının kombinasyonudur. Bu şirketler satılabilecek varlıklar ile eşit derecede değer yaratmazlar. Bu şirketler sahiplerini yaşam standartlarını sürdürsünler diye, onlara gelir sağlarlar. Örneğin; Park Avenue’de muayene-hanesi olan bir psikiyatrisin tıbbi uygulamalarıi ona önemli derecede bir gelir sağlar; fakat, satılabilir bir değer yaratmaktan yoksundur ya da diğerlerine nazaran çok düşük bir değer yaratır (emekli olduktan sonra hasta koltuğunu ve tıp kitaplarını satmak gibi mi?).

Satışa yönelik şirketlerde genellikle elli ya da daha fazla kişi çalışır; ya da bu şirketle hizmet değil ürün satarlar; ya da az da olsa değerini koruyan ve satılabilen varlıklar yaratırlar. Örneğin; değerini koruyan bu varlıklar somut şeyler olabilir ya da pazar payı yüksek, marka değeri olan, iyi konumlandırılmış, sürekli gelir sağlayan ürün patentleri olabilir. Bu değerli varlıklar işletme sahibi onları sattıktan sonra bile varlıklarını sürdürürler.

Birleşik Devletler’deki yirmi beş milyona ya da daha fazla sayıdaki küçük işletmenin, yirmi milyona yakın bir kısmı, temel amaç olarak yaşam standartlarını korumaya yönelik yönetilen işletmelerdir. Bunlardan bir milyondan fazlası, işletme sahibine yıllık olarak 500.000 dolar ve daha üzeri gelir getirir. Bu büyük paradır.

Geriye kalan beş milyon küçük işletme ise,bir gün satılmak üzere, satış amacına yönelik idare edilirler. Yaşam standartlarına yönelik şirketleri elde tutmak, şahsen sahibi olmak ya da ailenin elinden çıkmamasını sağlamak gibi amaçlar son derece mantıklıdır. Bununla birlikte, yaşam standartlarına yönelik olmayan şirketler eninde sonunda satılırlar. Bunları diğer şirketler satın alır, halka açılırlar, ya da çalışanlara satılırlar. Bunlardan yalnızca küçük bir kısmı, daha sonra grubun amaçlarına uygun olarak sermayeye katkıda bulunacak gelirler elde etmek amacıyla yönetilecekleri, büyük gruplara katılırlar. Bu tür irketler sonuna dek ailenin malı olarak kalmaz, eninde sonunda büyük tröstlere satılırlar.

Alıcı ya da satıcıların küçük bir işletmeye fiyat yada değer biçmek için kullandıkları çok çeşitli yöntemler vardır. İşletme satıcısı satış fiyatını, şirketin elde ettiği gelirin katları olarak (her bir dolarlık satışa, bir dolar fiyat koymak gibi); ya da bir markanın manevi değeri olarak; ya da müşteri portföyünün değeri olarak; satışları ve karı artıracak henüz kullanılmamış olan imkanların bedeli ile; ya da net karın katları olarak (net karın beş katı olacak gibi) belirleyebilir.

Örneğin; eğer bir metal parça üreten firma 7.000.000 liralık satış yapıyor ve 400.000 lira kar elde ediyorsa, satış fiyatı bu değerleme yöntemlerinin her türlü kombinasyonuyla belirlenebilir. Alıcıların göz önünealacağı çok sayıda faktör olduğu muhakkaktır; fakat, bu örneği basitleştirmek adına, diyelim ki alıcılar 7.000.000 liralık satış rakamının bir yıl içinde % 3 artacağına ve tamamen yeni bir pazara girerek 5.000.000 liralık ilave satış yapma olanağı olduğuna inanıyorlar. Alıcılar, işletmenizin üç yıl içinde 11.000.000 lira satış rakamına ulaşacağını ve 600.000 lira kar yapacağını hesaplıyorlar. Ürünlerinizi, pazarınızı, geleceğinizi inceliyorlar ve işletmenizi satın almak için 6.000.000 lira nakit ve borçlarınızı üstlenmeyi öneriyorlar.

Bu teklifin üstüne atlayın. Bu çok büyük bir paradır!

Başlangıç Sermayesi Bulma

Pazar payınızı biliyorsunuz. Satış yapacağınız müşteri sayısını gerçekçi bir şekilde tespit ettiniz. Her müşterinizin ortalama kaç birim satın alacağını biliyorsunuz. Her birimin ortalama fiyatını belirlediniz. Tahmini olarak toplam ne kadar hasılat yapacağınızı hesapladınız (ki bu aylık, yıllık ya da belirleyeceğiniz herhangi bir periyot olabilir). Tüm masraflarınızı hesapladınız. Toplam hasılatınız ile toplam masraflarınız arasındaki fark, kazanacağınız paradır. Kendiniz güvence altına almak ve size kredi açan kişilere verdiklerinin geri döneceğini garanti etmek için bu rakamları bilmek zorundasınız. Sermaye bulabileceğiniz çeşitli kaynaklar şunlardır:

“Başlangıç Sermayesi Bulma” yazısını okumaya devam et

Pazar payınızı Hesaplayın

Pazarınız, ilgisini çekip müşteiniz olmasını sağladığınız kendinize bağladığınıx, gerçekçi ve karlı olarak belirleyebildiğiniz müşteri sayısıdır. Pazarınız, müşterileriniz, iş yaptığınıx ticari çevrede oluşur. Ticari çevreniz yerel, bölgesel, ulusal, uluslararası ya da bunların herhangi bir kombinasyonu olabilir.

Aşağıda göreceğiniz beş basit adım, pazar payınızı hesaplamanızda yardımcı olacaktır.

Örneğin; bir kreş açıyor olduğunuzu düşünelim.

“Pazar payınızı Hesaplayın” yazısını okumaya devam et

Başa Baş Noktalarınızı Hesaplayın

Bir önceki makalemizde, tek bir ürün satmanız halinde başa baş noktanızı nasıl hesaplayacağınızı gördünüz; fakat birçok küçük işletme çok sayıda ürün ve hizmet satar. Örneğin; süpermarketler ve bakkalar yüzlerce ürün satarlar. Müzik marketler ve kitapçılar da öyle. Diş hekimleri düzinelerce hizmet ve tedavi yöntemi satarlar. Farklı maliyetlerdeki, farklı ürünleri, farklı fiyatlara sattığınız zaman, başa baş noktanızı tespit etmek için ortalama brüt kar yüzdenizi kullanmanız gerekir (Artık bilgisayarlarda bu yüzdeyi neredeyse sıfır hatayla hesaplayabilirsiniz. Eğer bilgisayarınız yoksa, en yakın tahmini rakamı kullanın) Birçok sanayi kolunun, brüt kar oranlarının ile diğer birçok ölçüm kriterlerini yayınladıkları mesleki yayınları ve bu rakamları ücretsiz olarak temin edebileceği sanayi odaları var. Küçük işletmelere mal veren tedarikçiler de çoğu zaman brüt kar oranı ile ilgili tavsiyelerde bulunuyorlar.

“Başa Baş Noktalarınızı Hesaplayın” yazısını okumaya devam et

Başa Baş Noktalarınızı Bilmelisiniz

Yorgan Satışı pazarlaması

Yorgan Satışı pazarlaması

Bir yılda, bir ayda ya da herhangi bir zaman dilimi içindeki tüm giderlerinizi karşılayabilmek için ne kar ne de zarar etmek için ne kadar hasılat yapmanız gerektiğini bilmelisiniz. Başa baş durumda olmak için bir yılda, bir ayda ya da herhangi bir zaman dilimi içinde kaç parça malı hangi fiyattan satmanız gerektiğini bilmelisiniz. Bu başa baş noktalarını, küçük işletmenizi kurmadan önce belirlemiş olmanız gerekir. Eğer başa baş noktalarınızı biliyorsanız, size faturalarınızı ödeyebileceğiniz kadar ödeme yapacak sayıda müşteriyi bulup bulamayacağınızı tahmin edebilirsiniz.

“Başa Baş Noktalarınızı Bilmelisiniz” yazısını okumaya devam et

Yeni Bir İş Tanımı

1945-1960yılları arasında doğanlara yönelik bir fitnes salonu açmak, yeni bir iş fikridir. Bu salonun adı Bods for Boomers olacaktır. A.B.D’de altmış milyon ya da daha fazla “baby boomers” (İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1945-1965 yılları arasında yaşanan nüfus patlaması döneminde doğanlara verilen ad.) vardır. Bods for Boomers, hali hazırdaki fitnes merkezlerinin verdiği hizmetten daha farklı ihtiyaçlara cevap verecektir.

Bods for Boomers, mükemmel bir vücuda sahip olmak gibi bir düşüncesi olmayanların devam edeceği bir salon olacaktır. Müşteriler burada istedikleri her türlü yiyeceği içeceği bulabilecek, istediği ürünü satın alabilecek, kadınların ve erkeklerin egzersiz alanları ayrı ayrı olacaktır. Böylece, müşterilerin karşı cinse nasıl göründüklerini kafalarına takmalarına gerek kalmayacaktır. Müşteriler geniş bir çalışma programı yelpazesinden, bu çalışmanın sonuçlarını da görebilecekleri materyaller sayesinde, uygun çalışma programları seçebileceklerdir.

“Yeni Bir İş Tanımı” yazısını okumaya devam et